İçimden Geldiği Gibi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İçimden Geldiği Gibi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
0

Yeniden...

Ne zamandır gündemler malum.
Ben tam 'geleceğimiz çocuklarımız, onlar için devam etmeliyim diyorum', kararlar veriyorum kendimce.
Oyunlarımızdan birini bugün Etkaca'ya yazıyım diyorum, söz diyorum, ama hoop yeni bişey ve gündemim değişmiş oluyor.
Nasıl yaşanır nasıl çözüm bulunur..
Ya hiç yokmuş gibi pembe pembe bakmak, yada değişen ve hergün daha bir kararan gündeme direnmek, yaşamaya çalışmak. Tabi ki ikincisi...
Bu yüzden, maillerle mesajlarla neden yazmadığımı soran sevgili Etkaca dostları, söz her bir oyunumuzu detaylarıyla yazacağım inşallah.. Söz...
Hatta kendime verdiğim sözlerimi de bir bir hayata geçireceğim, sözz..

Peki çocuklar ne kadarını bilmeli? 
Evde televizyon kullanmıyoruz, zaten izleyecek tek bir kanal bile kalmadı.
Haberleri internetten takip ediyoruz. Çoğunu görmüyor Etka ama şahit oldukları da var. 
Bazen öfkemize bazen hüznümüze...
Anlayabileceği ölçüde inandığımız savunduğumuz şeyleri anlatmaya çalışıyorum. 
Büyüdüklerinde bilsinler, hatırlasınlar; yaşadıkları o güneşli aydınlık günlere kolay gelinmediğini, bedeller ödendiğini, dualar edildiğini hatırlasınlar.
Biz de unutmayacağız, çocuklarımız da...

3

Güneş Doğduysa Umut Var Demektir

Tabi ya;
Bugün doğmam dedi mi hiç?
Halbuki ne günler akşamı buldu, geceye vurdu...
Ama yine de, her sabah, yeniden dedi, yine ve yeniden...
Zordu belki...
Gecesi ağlayan, alev alev yanan bir gökyüzüne sabah ışık olmak...
Ama değerdi..
Yaşayan tek bir 'Can' için bile, umut olmaya değerdi...

Evet benim de içimden hiçbirşey yapmak gelmiyor.
Ben de düğüm düğüm oldum.
Onlanları düşündükçe beynim sızlıyor
Söyleyecek hiçbir sözüm, yazacak tek bir cümlem yok aslında
Hatta çoğu zaman hissetmiyorum bile...
Ama, güneş yeniden doğduysa, umut da var demektir. 
Biliyorum geçecek. buna var gücümle inanmak istiyorum. 
Evet geçecek. Bitecek!!!! Biz Bitmeden Bitecek!!!!
Çocuklarımız mutlu sabahlara uyanacaklar, inşallah...
Öyleyse hadi!!!
Yılmadan, yıkılmadan, bıkmadan, yorulmadan  devamm....
Yola devamm...
Umutla...
Yola devam!!!!
Bi'iznillah...
5

Evde Arabalı Pasta Yapımı :)

Her hafta cuma günü Etka'nın okulunda bir çocuk 'Lezzet Çocuğu' oluyor. Bu hafta Etka'ydı Lezzet Çocuğu...
Perşembe günü aksam saat 7 gibi dersten çıktım, birlikte pasta malzemesi alıp eve gidiyoruz. Süt dilimi mi yapsak köstebek pastamı diye düşünürken, Oğlum ne' li pasta yapalım diye sordum. 'Arabalı' demez mi.. Arabalı nedir yaa, pasta dediğin ya meyveli ya çikolatalı olmaz mı:)

Yada en başta ben yanlış sordum :) Çikolatalı mı? Meyveli mi? diye sormalıydım galiba, ucu fazlaca açık bir soru sorduğumu cevabı aldıktan sonra anladım zaten de çok geç oldu 😄
Etka arabalı deyince yüzünün şeklini görmen lazımdı diyor eşim, e na'pıyım beklemediğim yerden geldi cevap 😄😄 
Kuzum istedi bi'kere, yapmazmıyım. Şeker hamurum yoksa ev yapimi pasta kremam var, gıda boyasi yerine de tazecik sıkılmış kırmızı pancar suyu, miss. Üstünün şekillerini de kagıttan kalıplar kesip pastanın üzerine tuttum ve hindistan ceviziyle doldurdum. Öyle böyle derken işte bu çıktı ortaya.

Bu da Lezzet Ustası Etka :)

Çocuklar İkindiye kadar zor bekledi dedi Öğretmenimiz:))
Afiyet şifa olsun Kuzulara:)

Farların ortasına bır de ağzını yapsaymışım Şimşekciğin güzel olacakmış

O günden sonra anneyi pastacı zanneden Etka beyden Mater' lı, kamyonlu, Mac'li pasta teşvikleri geldi ama yemedim bu sefer:))
Yiyenlere afiyet olsun:)
1 yorum

Öğretmenim...

Canım Oğlum, Etka'm
Bugün öğretmenler günü...
Öğretenlerin günü...

Biz de seninle öğrendik, sende öğrendik; 
Koşulsuz sevgiyi, 
Beklentisizliği, 
Uykusuz geceleri,
Çocuk kalbinin temizliğini,
İnsanlığın en saf, en masum halini...
Terlemiş çocuk kafasının bile güzeliğini:)
Sabretmeyi,
Güvenmeyi,
Umudetmeyi,
Şükretmeyi...
En güzeli de emaneti aziz bilmeyi, Can'dan öte görmeyi...
Bize, hayatı yaşamaya değer kılan bütün güzellikleri öğreten, hem de bıkmadan yılmadan sabırla öğreten Can Oğlum, Etka'm, Öğretmenim, Günün Kutlu Olsun :)


2

Anne Etkinliği; Mandala :)

İnsan hobisini bulur mu, buluyor valla.
Çok düşünmüşümdür benim hobilerim neler diye: klişe cevaplar, kitap okumak, müzik dinlemek mi:)
Yada pasta börek yapıp misafir almak, ders çalışmak, Etkayla oyun oynamak mı? yok hiçbiri değil.
Geçen yıl şu meşhur boyama kitapları çıkmadan önce instagramda #büyükleriçinboyama hashtagini gördüm. 
İşte buldum hobimi dedim valla:)
Hemen ertesi gün kendime boyalar aldım renk renk:) Etka'ya bile vermedim:)
Önceleri hazırları boyadım, sonra bir kaç tane kendim çizdim derken sardı bu iş beni:)
İşte anne ekinliklerimden bazıları. 

 İmkanlar dairesinde en yapabileceğim, sadece kendim için olan etkinliğim, hobim,mandala; bazen çizmek ama çoğu zaman boyamak oldu:)

Herşeyi herkesi bir adım arkada bırakıp boyuyorum.
Dünyam renkleniyor:)

Bunlar ilk denemelerimdi. İlk gözağrılarım:)
Bitirmek için bütün akşam uğraştıklarım. Sonra hobi insanı dinlendirir ben yoruluyorum yav var bu işte bi terslik deyip bir iki gün içinde bitirmeye çalıştım:) 

Ara ara fırsat bulmak için özel zaman üretiyorum boyamak için.

Sizde kendinize, sizi mutlu edecek, sonuçları sadece sizi ilgilendirecek, enerjinizi atacak bir uğraş bulun sevgili anneler, adına da hobi deyin havalı dursun:))

6

Жайлоо Бала Бакчасы - Yayla Anaokulu

Bugün bir projeyle tanıştık. Hayata, gelecek günlere ışık tutacak aydınlatacak bir proje.
Başlangıcı yapılmış, adım adım ilerleyen bir güzellik.
Kırgızistan'da yaylada yaşam kültürü çok yaygın. Yaz kış yaylalarda yaşayan aileler var. 

Tanrı Dağlarının eteklerinde iki üç bozüyden başka birşeyin olmadığı yerlerdir Kırgızistan’ın yaylaları.
Yaz aylarında biraz daha hareketlenir.
Çocukların yanakları al aldır. Sırtlarından hırka eksik olmaz. Oyuncakları sınırlı ama oyunları, hayal dünyaları kadar geniştir.
Hatta çoğu oyuncakları kırıktır belki, arabalarının bir iki tekerleği, bebeklerinin de çeşit çeşit elbiseleri yoktur ama oyunları, rengarentir.

İşte yaylalarda yaşayan bu Can’lar, bu çocuklar için bir araya gelmiş. güzel yürekli insanların yürüttüğü bu proje: Жайлоо Бала Бакчасы - Yayla Anaokulu

Yaylada ki bozüylerden birini anaokulu yapmışlar.

 Yaz boyunca eğitim vermişler.

Resimler yapmışlar

Oyunlar oynamışlar.

Anne babaları da dahil etmişler.

Eğitimin eşitliğini, eşit olması gerektiğini savunuyorlar,
Masaru İbuka'nın 'Kindergarten Is Too Late' kitabı ışık tutmuş yollarına..
Yolunuz aydın, açık olsun...
Biz de gerek universitemizde bölüm olarak gerekse kendim kişisel olarak her türlü yardıma desteğe hazırım, hazırız.
BİR ÇOCUK DEĞİŞİR, DÜNYA DEĞİŞİR...

Projenin resmi web sayfası: www.roza.kg
2

Bizim Davamız Başka.

2 kasım sabahı nasıl bir güne uyanacağım sorusu, günlerdir kendi kendime sorduğumdu.
Hatta belki de çoğumuzun..
Şimdi öyle süslü cümleler kurmaya gerek yok, durum açık: bir yanımız zaten böyle olacağı belliydi derken, diğer yanımızın içine oturmuş durumda bağzı şeyler..

Neyse, yine de umitvar olmak lazım.
İşi siyaset olanlar, bugün ya kazandı ya kaybetti.
Bizim davamız başka, bambaşka!
Daha yapılacak çok iş, gidilecek çok yer var...
Yol uzun, ömür kısa...
Dağlarına, denizlerine aldanıp düşelim yola...
4

Güzel Günler Gelecek...

Etka'm 
Boşver sen Dünyayı..
Aldırma...
Oyununa bak...
Güzel günler gelecek...
Sizler bahar çiçekleri kokan sabahlara uyanacaksınız...
Birileri yorulacak, ezilecek, üzülecek belki ama gözlerinizdeki o ışığa o gülüşe değecek...
İnan bak değecek, biz inanıyoruz, sen de inan,siz de inanın...

Ama şimdilik kendi dünyanda yaşa be Oğulcuk
Mutluluk şarkıları söyleneceği güne kadar çıkma ordan

Tek derdin arabalarını doğru numaralı yere parkedebilmek olsun 

Karşılaşacağın en büyük zorluk rampa çıkarken benzini biten 10 numaran olsun

Bir başkası hemen koşsun yardımına senin dünyanda

Polisler haklı olanı savunsun, Hakkın yanında dursun...

Ve, olmadık yerlerde yeşersin ağaçların, umutlar gibi...
0

Gelecek Zamanlara # 3

Ah be Oğulcuğum,
Her 'an'ını, her 'anı'nı biriktirebilmek düşüncesiyle başlamıştık Etkaca'ya...
Sonu gülücükle bitsin istedik her bir cümle.
Bazılarına üç noktalar koyduk, anlamları sen tamamla diye...
Ama öyle günlerden geçiyoruz ki, ne sonuna gülücük konulabilir hissedilenlere, ne de üç nokta
Ünlemler var şimdilerde, sorular, soru işaretleri var.
Ne yapalım, yaz(a)madık..
Hissettik sadece...
Ama yine de yazmalı, inadına yazmalı
 Hatta, inandığını inadına yaşamalı, doya doya
İnadına bağlanmalı, daha bi' sımsıkı
Daha bi' başka hissedilmeli...
Elbet birgün geçecek hepsi
Evet, Allah Var Gam Yok!
Umut var, hiç solmayan sönmeyen umudumuz var..

Sözün özü Etka'm
Bu yazıyı okuyorken sen
Yani, o gelecek zamanlarda
Yani, bugünden belki 10 yıl sonra
Her bir anı doya doya yasayabildiğin, 
Yaşadığını hissettiğin, 
Anlamı anlayabilmenin peşine düştüğün o güzel günlerde...
Yine dön yüzünü güneşe..
Aç kollarını..
Kaldır ellerini göğe..
Ve sar sarmala dünyayı olduğu gibi
Yargılamadan, sormadan soruşturmadan...
Oku Can Oğlum...
Okuduklarında bul...

Ve bulduklarında yeniden doğ...
Biiznillah... 
12

Annesinin Hayali

Evet çocuklar anne babalarının hayallerini gerçekleştirmek zorunda değiller doğru.
Hatta onları kendi zevkleri, ilgi alanları, tercihleri yönünde destklemeliyiz, bu da doğru.
Ama annelerin de ufacık bir isteği olmasın mı yani:)
Olsun olsun:))
Oğlumun keman çalmasını, Allah nasip eder de hayırlı bir zamanda bir kız evladım olursa, onun da yan flüt çalmasını çok istiyorum.
Çok şey mi istiyorum canıımm:)

Bu küçük masum isteğimin ilk basamağı şimdilik tamam, evde arada bir gıy gıy gıyyy resitaller veriyor:)
Yaz dönüşü derslere de başlarız inşallah. 
Eğer kendileri isterlerse, sevdikleri ve çalmak istedikleri ikinci bir enstürmanı seçmeleri serbest ve bunda tamaamen özgürler, kihkihkihh..
4

UMUT OLSUN!

Burada  'söz yarın uzun uzun yazarım' demiştim
Ama ertesi gün ne mi oldu, elektrik kesintileri bize kadar ulaşmadı da şükür,
Savcı Mehmet Selim Kiraz saçma haklar öne sürülerek şehit edildi (tam da unutmaya başlamıştık değil mi, ama unutmayalım. Uyumayalım...)
Böyle durumlarda hiç birşey olmamış gibi gülücüklü cümleler yazamıyor insan
Düşünmeden edemiyor...
Göze uyku girmiyor..
Yürek de mengenede sıkışmışlık hissinden kurtulamıyor..
Ne yazılmalıydı öyleyse uzun uzun
Oyunlardan, oyuncaklardan bahsetmek babasının tabutu başında bekleyen o gözlere haksızlık olmaz mıydı. Evet, olurdu.
Peki ne yazılmalıydı o zaman
Evlatlarımızın geleceği adına duyduğumuz endişe mi
Hangi endişe, o bile kalmadı ki.

Yine de, bir tek umuttan bahsedilebilir,
Gün be gün büyüttüğümüz, yaşamaya sebep, yaşadığımız günü sevmeye sebep, yaşayacaklarımız için de heycanlanmamıza sebep umudumuzdan...
Öyleyse umudunu kaybetmemeli insan
Yağmurlarla büyütmeli
Baharla yeşertmeli..
Çiçeklerle açtırmalı
Güneşin altın ışıklarıyla da çoğaltmalı ki;
Dört bir yan, yeniden UMUT OLSUN, UMUT DOLSUN...

2

Yeni Bir Dünya...

Günlerdir yazıp yazıp silmelerim gündemin griliğinden sıyrılma girişimlerimdir.
Hayat devam ediyor, klişe ama öyle..
Bir yerden başlamalı evet.
Dünyanın en saf en masum yaratılmışından başlamalı
Çocuktan...
Etka'mdan...
Ve Dünyanın en saf en masum işinden,
Oyundan...
Her bütün olan şeyin ilk hali gibi
Dağılmış, tek başına anlamsız parçalar...
Her biri kendilerine anlam katacak olan bütünü oluşturmak için bir araya gelecekler
Yepyeni umutlarla...

Görev, bazen sadece olduğun yerde 'durmak'tır..
Belki de bir boşluğu doldurmaktır.
Hatta belki
Yeni Dünya'ya bir köy,  bir eve duvar, penceresine de gölge olmaktır.., 
Durduğumuz yerlerin hakkını vermek dileğiyle...




0

Hâl...


Bazen hiç birşey yapmak gelmez içinden
Sadece düşünürsün,
Hatta düşünmek bile yorar...
Bir cümlede boğulur kalırsın
Hatırlarsın..
 Hatırladıkça yanarsın..
İşte böyle bir hâl...
Yutkunurken boğazda düğümlenen...
Yutsan da kor ateş yakan bir hâl...
Tek çare uzak kalmak, yok saymak...
Ve, Umudunu, okuduğun iki satırın arasında çoğaltmak...

5

İnandım Dediğinde Değil, İnandığınca Yaşarsan Müslümansın...

Son yıllarda her koşulda haklı olduğunu düşünen,savunan dindar bir kesim belirdi.
Gücünü inandığı dinden değil de, kendince kabul gördüğü siyasi görüşünden alan bir kesim.
İnanılmaz ve gereksiz bir özgüvenle , her istedikleri yere girip, her istedikleri şeyi yapma özgürlüğü tanıdılar kendilerine.
Kişilik haklarına saldırdılar. 
Hatta içlerinden bazıları, birilerinin yaşama haklarını dahi elinden aldı..
Oysa bilinen bir gerçek vardı, senin özgürlüğün, başkasının özgürlüğünün başladığı yere kadardı..
Ama olmadı... Bilinen o bütün gerçekler, gereksiz özgüven ve bencillik girdabında kaldı...
Canlar yandı,analar ağladı...

Bu iki resim, biri Fatmanur biri Özgecan..
3 yıl önce, İstanbul'un göbeğinde, Bahçeşehir'de gündüz vakti kendi evinde ölü bulunan  üniversite öğrencisi Fatmanur'la Özgecan'ın kaderi de aynıydı..
Bu iki fotoğraf çok çok şey anlatıyor aslında..
Yani arkasına saklanılan, ne mini etek, ne makjay, ne gecenin bir saati ve ne de tahrik vardı...
Ama ikisi de maalesef aynı vahşeti yaşadı..

Peki bundan nasıl olacak, ne olacak...
Özgecan'ın son fotoğrafları, 3 insan müsveddesinin ifadeleri hatta  Nihat Doğan bile daha çok konuşulur oldu.
2 gün yas tutanlar bugün kurdukları enfes masaların fotoğraflarını paylaşmaya başladılar bile. Şık kombinler , fırsat butikleri, reklamlar...
Ne kadar hızlı tüketen bir toplum olup çıktık biz. Acımız bile ne kadar magazinsel artık. Duydun mu ne yapmış, gördün mü ne hale gelmiş, 
Oysa ki konuşulması, dertlenilmesi gerekilen sıl konu başkaydı...
Gelecek kaygısı ve insan yetiştirme...
Gelecek kaygısı artık iyi bir kariyer anlamına gelmiyor bizim için değil mi. Evlatlarımızın yaşayacağı günlerin rengi bizi düşündüren ve  boğan. Aydınlık bir gelecek adına tüm gayretimiz. 
Ve insan yetiştirme, kız evlat yetiştirme, erkek çocuk yetiştirme değil, sadece insan yetiştirme. 
Rabbin kendi ruhundan üfleyip yarattığı insana saygılı, yaratılan herşeye saygılı, mütevazi..
Peygamber ahlaklı, 
Yusuf misali terbiyeli,
Eyyüb misali sabırlı...
Amin...







8

Anne- Oğul Başbaşa İlk Turistik Gezimiz:)

Etkam seninle yolculuk yapmak çok keyifli gerçekten
Hiç sorun çıkarmıyorsun bana, çok şükür
Uçakta kemer takmak istememen,ve hemen sonrasında 12 saat süren İstanbul-Tokat otobüs yolculuğunda oturmak istemeyip her bir koltuğu tek tek dolaşmanı saymazsak
Ama olur o kadarcık da değil mi:)
Geçen haftalarda havanın da güzel olmasını fırsat bilip , arkadaşlarla Bişkek yakınlarına bir gezi düzenledik
Yol boyunca bir ara uyudun , sonra kulaklıkla müzik dinlemek istedin
1 satten fazla süren yolculuğumuzu , 'kuleye gitiyoz', 'hani anne neeede kule', 'kule kocaman mı anne' sorularınla tamamladık.
Gittiğimiz yer Kutadgu Bilig'in yazarı Yusuf Has Hacip'in yaşadığı topraklardı.

İlk Müslüman Türk devleti Karahanlıların başkenti olan  Balasagun'da ki Burana Kulesi
Karahanlılar döneminde minare olarak kullanılmış

Minarenin merdivenleri böyle çok dar ve dik olduğu için yukarısına kadar çıkmadık, kapıdan bakıp döndük :)

Balballar çok ilgisini çekti, hemen yanlarına gitti :)
Özgür ruhlu Oğlum, elimi, tutmamanı ,sınırlanmak istememeni anlıyorum, kabullendik artık bu durumu, ama bari yanımızda yürü be çocuğum
Canın nereye isterse yönün o taraf oluyor hep :) Biz sana uyuyoruz ne yapalım artık :)

Ovvv üzülmüşleer anne diyip, teselli bile etti çocuğum:)))

Ama en çok bunu sevdi, eve götürelim mi diye teklif bile etti :)))
Elinde ki uçağı bütün gün dolaştırdı, buyüzden her karede mevcut:)
2

Gurbetimizin Aziz Emaneti Etka'mıza...Gelecek Zamanlara...

Can Oğlum ,Kırgızistan'da dünyaya gözlerini aç, hayatının en güzel ilk 4 yılını en azından şimdilik) Kırgızistan'da geçir, bir de akkalpak giy, işte şimdi tam Kırgız Bala oldun...


Bu fotoğraf çok duygulandırıyor beni, çok şey anlatıyor aslında
 Canım Yavrum, hep gülsün yüzün, doğduğun  toprakların kıymetini bil her zaman
Gurbetlere düşmek Hicretse eğer, nasip oldu  hamdolsun
Sen de bize buraların,gurbetin,gurbetimizin,hicretimizin aziz emanetisin...
Bir yanın Kırgız senin
Yıllar sonra biz dönmüş olsak bile , sen gel gör buraları, doğduğun toprakları...
Kimliğinde yazıyor gönlüne de yaz, e mi:)

0

Dua, Vefanın Gereğidir...

Bu yaz İstanbul'dayken Bişkek uçağının vakti gelene kadar Fatih'e gittik Etkayla. 
Fatih Emniyetinin önünde bekleyen ; herbirinin dilinde dua, gözlerinde bir damla yaş varsa da, korkudan asla değil,Rablerine kurbiyetten kaynaklanan polis yakınlarını; 'ben evladımı fetih marşlarıyla büyüttüm,paralarla kasalarla oynamadı, Peygamber sevgisiyle, Hz.Ebubekirin, Hz. Ömerin, Kab bin Malik'in hayatını dinleyerek büyüdü' diyen annelerini;
'Bizim kimseden korkumuz yok, alnımız ak' diyen, 'Mazlumun yanında, Allah vardır' diyen  eşlerini görmeye gittik.

'Dua, vefanın gereğidir' biz de size dua ediyoruz demeye gittik...


İçimi ezen üzen yaşanılanlara, yazacak o kadar çok şey var ki aslında, ama, ben kendi doğrularımla anlatsam da  herkes anlamak istediği gibi okuyacak değil midir...

Nasıl ki 'karıştırılmadan, çaya atılan şeker tat vermiyorsa', şimdilerde yaşanılan sıkıntıları, karışıklıkları hatta karıştıranları da aynı ölçüde değerlendiriyoruz. Allaha iman ve itikadımız tam, yakın gelecekte, iyi ki de bugünlerden geçmişiz diyeceğiz inşallah...#Bugünlerdegeçecek #Allahvargamyok...

10

Soranlara Selam Olsun

Herkeslere Merhabalar :))
Biz döndük yine, gidip gidip geliyoruz , bi' ceee deyip tekrar kaçıyoruz değil mi :)
Her dönemin başında benzer yazılar yazmışım, enteresan:) Biz GeldikNerelerde miyiz? gibi...
Ama haklı sebeplerimiz var
Mesela  bütün düzenimizi Bişkek'te-evimizde bırakıp 2.5 ay kadar Türkiye'de, bi' orda bi' burda geçen tatil, en büyük sebep.
Geldikten sonra, 2.5 ay boyunca temizlik görmeyen evin eski haline getirilmesi ikinci sebep:)
Valizlerin yerleştirilmesi, küçülen kıyafetlerin ve giyilmeyecek olanların ayırılması,  yeniden bir düzen kurmaya çalışmak vs kısımlarını saymıyorum bile...
Hele ki bir de, kışın patates ve lahanadan başka sebzenin bulunmadığı memleketimizde karınca misali yapılan kış hazırlıkları, fasülyeler,domatesler, konserveler, turşular, reçeller var ki sormayın gitsin:)

Buarada, instagramla ilgilenmeye başladım son günlerde,  henüz çok aktif olmasam da öğreniyorum,  'etkaninannesi' yim beklerim:)

Etka demişken, bu yoğunlukta Etka ne mi yapıyor :)
Bahara Yolculuk setinde meslek öğreniyor :))
Filmin çekimleri Kırgızistan'da yapıldı, çok özel dostluklar kurduk ve çok güzel bir deneyim oldu bizim için
Ayrıntılarını ilgili bir yazıya havale edelim :)

Sözün özü,velhasılı, Türkiye'ye git-gel, düzenini kur, yeniden başla derken 3 aya yakındır yazamadık, bizi soran, merak eden, mail atan, mesaj yazan dostlarımıza 'selam olsun' der ve yeni dönemin ilk yazısını, işte tam burada noktalarım, sevgiler :)

1 yorum

'Seni, Bu Dünya'da, Göz Denilen Şeyle Göremedik Be Çocuk...'


Rüya değildi elbet,bu kadarı rüya olamazdı..Beyaz bir kağıtta, senin için,sana yazılan bu cümle...
'Seni, bu Dünya'da, göz denilen şeyle göremedik be Çocuk...'
Ne çok duygulu , ne çok kıymetli bizim için bir bilsen...

Etka'm, daha bir anlamlı sana 'Çocuk' demek artık..
Daha bir naif seninle geçen her 'an'
Ve bin şükür dolu seni göz denilen şeyle görebilmek...
Elhamdülillah....
7

Yaşıyoruz Biteviye...

Bugünlerde yanlız bindiğim otobüslerin camından akıp giderken dünya, neye ya da nereye baktığımı bilmeden düşünüyorum ben de
Beni buralara getiren sebebi,
Yıllar sonra olmak istediği yeri 
Ve aslında bunu gerçekten isteyip istemediğimi...
Kafamda deli sorular!
Etka olsaydı yan koltukta, sadece onun sorduğu, cevabı belli sorular olacaktı.
Mu ne anne, mu ne :)
'Yaşıyorum' dediğimiz nedir peki.
Kader mi?
Oysa
'Kaderin üstünde bir kader vardır' değilmiydi...
İnsanlar,arabalar,ağaçlar,evler otobüsün camından akıp gidiyor bu gri şehirde .
Sonra cevap buluyorum soruma;
Yapmak istediklerimle, yapmak zorunda kaldıklarım arasında yaşıyorum aslında!
Teselli buluyorum kendime, rahatlıyorum biraz, kim gerçekten istediği gibi yaşıyor ki...


Buaralar havalar hala 3 derece falan olsa da yine de bahar geldi buralara
Yeniden yeşerdi kupkuru dikenler,dallar
Her doğan güneşle, açan bir kuru dalla, umutlar yeşeriyor yeniden 
Dünya yeniden doğuyor...
Neyi, nasıl yaşıyorsak yaşayalım mutlu olmak için bu yetmez mi insana :))

Teşekkürler

.
Etkaca