4

Montessori Kum Tepsisi (Ev Yapımı:)

Uzun zamandır planda olan ama fırsat bulup yapılamayan ve nihayet mutlu sona ulaşılan tepsimizle herkese merhabalar efendim. Kum tepsimizin yapılmasını yağmurlu bir pazar gününe borçluyuz. Evden dışarı çıkamayınca evde geçirilen zamanı değerlendirdik. ve işte sonuç:)

'Zıpmara Rakamlar' la çok uzun zamandır çalışıyoruz. 
 Siz de zımpara rakamları evde hazırlamak isterseniz, yazdırılabilir Montessori Rakamları ve nasıl yapıldığını Burada bulabilirsiniz:)

Kum tepsisi yazmaya yönelik kağıtsız ve kalesiz etkinliklerde kullanılıyor.
 Kum tepsisinde çocuk, tablette  gördüğü harfi  işaret parmağı kullanılarak kum üzerinde yazmaya çalışıyor.

Tepsiyi temizlemek için böyle küçük bir tahta parçası da yaptık. Altını hafif yüksek bıraktık (ayaklı gibi ) böylelikle kumun yüzeyinden silinebiliyor:)

Kum tepsisi duyularada hitap ettiği için de çok eğlenceli
Biz şimdilik rakamlar ve geometrik şekilleri yazmaya çalışıyoruz. 
Ayrıca tamamen özgür çizimler ve somut denemeler de yapılabilir

İşte böyle :))
2

Bir İstanbul Macerası - Akvaryum

Evet sevgili oğlum, İstanbul bizim için hep bir macera
Kafkasların ardından Ağrı dağını soluna alıp düz gidince vardığımız şehrimiz hani.

Uçak beş saatlik bir yolculuğun ardından Türkiye sınırlarına girince zaman bir anda yavaşlar, geçmez bir türlü o kalan bir saat, neyse o mevzuya hiç girmeyelim, şimdi.
İstanbul çoğu için bir durak olsada annen için üniversite yılları, gençliği ve tabi ki alışveriş, baban içinse en kısa zamanda kaçılması gereken homurdayan bir canavar :)

Hasılı kelam oğlum durum bizler için böyle olunca senin için İstanbul,
fethedilmesi gereken bir şehir oluyor.

Güzel bir şey fethetmek, bak Koca Mehmet dedenin oğlu Fatih dedene,
babandan çok daha küçükmüş koca şehri zaptettiğinde.

Tabi öyle bir fetih için önce fethine giriştiğin şeyin seni fethetmesi lazım,
 kim bilir ne zaman düşmüştü Fatih abinin aklına.

Sayfayı bitirdik konuya giremedik be oğlum, Bu yaz İstanbula gittiğimizde tüm aile ilk kez kocaman bir akvaryuma gittik. Senin için ne kadar yeniyse emin ol bizim içinde öyleydi.
Ama biraz farklıydı sanki, insanlar daracık bir cam kafeste yürürken balıklar daha büyük bir kafeste.

Oradan aldığımız gazla olsa gerek geçtik denizi vardık körfezin ötesine, bu deniz yıldızı armutludan.
Hani şu hikayedekinin aynısı,
İhtimal daha okumadın sen o hikayeyi, bul hemen oku hadi.
İşte böyle oğlum deniz yıldızının hikayesi,
Allah seni o kadar yoldan onu denize atmak için getirirde, öylesi güzel bir şeye vesile eder.


vira Bismillah
2

Bizim Davamız Başka.

2 kasım sabahı nasıl bir güne uyanacağım sorusu, günlerdir kendi kendime sorduğumdu.
Hatta belki de çoğumuzun..
Şimdi öyle süslü cümleler kurmaya gerek yok, durum açık: bir yanımız zaten böyle olacağı belliydi derken, diğer yanımızın içine oturmuş durumda bağzı şeyler..

Neyse, yine de umitvar olmak lazım.
İşi siyaset olanlar, bugün ya kazandı ya kaybetti.
Bizim davamız başka, bambaşka!
Daha yapılacak çok iş, gidilecek çok yer var...
Yol uzun, ömür kısa...
Dağlarına, denizlerine aldanıp düşelim yola...
0

Farklı Düşünebilen Öğretmenlere...

Öğretmenlik yıllarım ikiye ayrılıyor benim. Anne olduktan önce - Anne olduktan sonra:)
Göreve ilk başladığım yıllarda velilerim 'Hocam anne olunca anlarsınız' derlerdi. Çok kızardım. Ne demek yani anne değilsek de anne kadar yakın hissediyoruz öğrencilerimizi derdim. Ama haklılarmış:)
Duyulan sevgiden şevkatten öte annellikten sonra daha bilinçli olunuyormuş.
Etka'dan sonra, Montessori eğitimi ve diğer alternatif eğitim metodlarını daha detaylı incelemeye başladığım, bir kaçını uygulamaya çalıştığım dönem içinde, yeniden öğretmenliğe başladığımda, ilk yıllarımda ki planlarla bunlar arasında ne kadar fark olduğunu farkettim.
Anaokulu eğitimi, amaçlı oyunlar oyandığı zaman kıymetli. Yoksa vakit geçirilen bir yer olmaktan öteye gidemez maalesef. Çocuklar için en kıymetli altın yıllar boşa gitmemeli. 
Şimdi, kimi seneye kimi de bir kaç yıl sonra öğretmen olacak öğrencilerime hep bu tavsiyeleri veriyorum. Oynattığınız her bir oyun bir şey amaçlasın, hiçbirşey olmuyorsa öğrencinizin fiziksel gelişimine destek versin. ve siz bunların farkında olun, aileleri bilgilendirin. Neyi neden yaptırdığınızı çok iyi bilin. Gelişimin her aşamasına destek verin diyorum. 
Okul hayatımda hatırladığım sadece deve- cüce, gece- gündüz oyunlarıydı. ha bir de kolları bağlayıp çiçek olmak:)
Öğrencilerime soruyorum , onlarda aynı. Peki bu oyunlarla ne amaçlamış olabilir bizim öğretmenlerimiz diye soruyorum. Mantıklı cevaplar veremiyoruz maalesef. İşte oturup kalkıyoduk hocam diyorlar hatta:))
Bilgisayarı temizlerken denk geldim bunlara. Diğerleri de kimbilir hangi klasörde. Buldukça burayada kaydedeceğim:)
Mesleğe yeni başlamış  ve anne olmayan tüm öğretmen arkadaşlarıma fikir versin..
Gelecek nesillerin farkı, 'Farklı Düşünebilen Öğretmenler' sayesinde olacak...






  




4

Güzel Günler Gelecek...

Etka'm 
Boşver sen Dünyayı..
Aldırma...
Oyununa bak...
Güzel günler gelecek...
Sizler bahar çiçekleri kokan sabahlara uyanacaksınız...
Birileri yorulacak, ezilecek, üzülecek belki ama gözlerinizdeki o ışığa o gülüşe değecek...
İnan bak değecek, biz inanıyoruz, sen de inan,siz de inanın...

Ama şimdilik kendi dünyanda yaşa be Oğulcuk
Mutluluk şarkıları söyleneceği güne kadar çıkma ordan

Tek derdin arabalarını doğru numaralı yere parkedebilmek olsun 

Karşılaşacağın en büyük zorluk rampa çıkarken benzini biten 10 numaran olsun

Bir başkası hemen koşsun yardımına senin dünyanda

Polisler haklı olanı savunsun, Hakkın yanında dursun...

Ve, olmadık yerlerde yeşersin ağaçların, umutlar gibi...
0

Gelecek Zamanlara # 3

Ah be Oğulcuğum,
Her 'an'ını, her 'anı'nı biriktirebilmek düşüncesiyle başlamıştık Etkaca'ya...
Sonu gülücükle bitsin istedik her bir cümle.
Bazılarına üç noktalar koyduk, anlamları sen tamamla diye...
Ama öyle günlerden geçiyoruz ki, ne sonuna gülücük konulabilir hissedilenlere, ne de üç nokta
Ünlemler var şimdilerde, sorular, soru işaretleri var.
Ne yapalım, yaz(a)madık..
Hissettik sadece...
Ama yine de yazmalı, inadına yazmalı
 Hatta, inandığını inadına yaşamalı, doya doya
İnadına bağlanmalı, daha bi' sımsıkı
Daha bi' başka hissedilmeli...
Elbet birgün geçecek hepsi
Evet, Allah Var Gam Yok!
Umut var, hiç solmayan sönmeyen umudumuz var..

Sözün özü Etka'm
Bu yazıyı okuyorken sen
Yani, o gelecek zamanlarda
Yani, bugünden belki 10 yıl sonra
Her bir anı doya doya yasayabildiğin, 
Yaşadığını hissettiğin, 
Anlamı anlayabilmenin peşine düştüğün o güzel günlerde...
Yine dön yüzünü güneşe..
Aç kollarını..
Kaldır ellerini göğe..
Ve sar sarmala dünyayı olduğu gibi
Yargılamadan, sormadan soruşturmadan...
Oku Can Oğlum...
Okuduklarında bul...

Ve bulduklarında yeniden doğ...
Biiznillah... 
2

Üç, beş.



Yapraklardan süzülen üç beş damla, pervazlara dayanmış gözlerden bakan bir hayatın tik-takları;
üç, beş damla
üçünde varız belki, beşinin hükmü kimdedir.


zulüm "manşetse" zalime posta koyar olduk, heyhat.



Hayaller iyidir oğlum iyidir.
Ütopyalarda olsa bile iyidir.
Üç beş damlalık dünyada bu kadar zulüm ve zalim varsa hayaller yinede iyidir.
olur ya bir gün siyah beyaz gibi, biz ve bizden olmayan ayrımı da kalkar sonsuza dek, geriye sadece insan ve can kalır.
0

Uzaya gittik.

12

Annesinin Hayali

Evet çocuklar anne babalarının hayallerini gerçekleştirmek zorunda değiller doğru.
Hatta onları kendi zevkleri, ilgi alanları, tercihleri yönünde destklemeliyiz, bu da doğru.
Ama annelerin de ufacık bir isteği olmasın mı yani:)
Olsun olsun:))
Oğlumun keman çalmasını, Allah nasip eder de hayırlı bir zamanda bir kız evladım olursa, onun da yan flüt çalmasını çok istiyorum.
Çok şey mi istiyorum canıımm:)

Bu küçük masum isteğimin ilk basamağı şimdilik tamam, evde arada bir gıy gıy gıyyy resitaller veriyor:)
Yaz dönüşü derslere de başlarız inşallah. 
Eğer kendileri isterlerse, sevdikleri ve çalmak istedikleri ikinci bir enstürmanı seçmeleri serbest ve bunda tamaamen özgürler, kihkihkihh..
4

UMUT OLSUN!

Burada  'söz yarın uzun uzun yazarım' demiştim
Ama ertesi gün ne mi oldu, elektrik kesintileri bize kadar ulaşmadı da şükür,
Savcı Mehmet Selim Kiraz saçma haklar öne sürülerek şehit edildi (tam da unutmaya başlamıştık değil mi, ama unutmayalım. Uyumayalım...)
Böyle durumlarda hiç birşey olmamış gibi gülücüklü cümleler yazamıyor insan
Düşünmeden edemiyor...
Göze uyku girmiyor..
Yürek de mengenede sıkışmışlık hissinden kurtulamıyor..
Ne yazılmalıydı öyleyse uzun uzun
Oyunlardan, oyuncaklardan bahsetmek babasının tabutu başında bekleyen o gözlere haksızlık olmaz mıydı. Evet, olurdu.
Peki ne yazılmalıydı o zaman
Evlatlarımızın geleceği adına duyduğumuz endişe mi
Hangi endişe, o bile kalmadı ki.

Yine de, bir tek umuttan bahsedilebilir,
Gün be gün büyüttüğümüz, yaşamaya sebep, yaşadığımız günü sevmeye sebep, yaşayacaklarımız için de heycanlanmamıza sebep umudumuzdan...
Öyleyse umudunu kaybetmemeli insan
Yağmurlarla büyütmeli
Baharla yeşertmeli..
Çiçeklerle açtırmalı
Güneşin altın ışıklarıyla da çoğaltmalı ki;
Dört bir yan, yeniden UMUT OLSUN, UMUT DOLSUN...

Teşekkürler

.
Etkaca