0

Her Güne Bir Etkinlik-3

Bazen yeni başlangıçlar için küçük bir kıvılcım, bir işaret yeterlidir ya hani...
Yaklaşık iki haftadır 'bu hafta oyunlarımıza başlayalım' deyip de Cumayı bulduğumuz çok oldu
Ufak tefek oynuyoruz ama böylesi planlı ve düzenli olanı daha bi' çok seviyorum :)
İşte o minik kıvılcım için İnstagram arkadaşım sentromer'e çok teşekkür ediyorum:)
İnstagram da bende etkaninannesi'yim, beklerim :)

İyi bir hafta dileğiyle:)
3

Gurbetlik


Bazen gurbetlik her şeye rağmen pek bi zor gelir.


Solmuş sonbahar yapraklarının altında nemlenir gözler


Uzaktan uzağa bi seyrederim halimi


Hamd etmeli derim


Sonra birden
hiç tanımadığın bir sürü arkadaşla beraber
neşe ve keyifte yerine gelir.


İşte hayat denilen şeyde tam böyledir.

Keşke tüm gurbetlikler bu kadar kolay olsa, Suriye sınırında binlerce insanı savaştan kaçarken gördüm bugün, evleri,ocaklar, yaşayacak yurtları olanlardı daha düne kadar.
Dünyanın bir kaç düzine aç gözlü yüzünden bu hale geliyor olması ne acı.
Allah evladı kucağında yada ana babasının telaşında olan tüm insanlara yardım etsin, milletimize basiret versin evvelimizi ve ahirimizide hayr etsin inşallah diyelim.
2

Hergüne Bir Etkinlik Plan -2-

 Geçtiğimiz haftadan kalan iki oyunumuzu bu haftaya aktardık.
Yaptıklarımızı buraya yazmaya fırsata bulamıyorum ama  instagram'da etkaninannesi 'nde paylaşıyorum, beklerim :)
İyi bir hafta dileğiyle...
1 yorum

3 Boyutlu Geometrik Şekiller ile Gruplandırma

Rubenis 3 boyutlu geometrik şekiller ile daha önce de oynamıştık.

Dinazorlu torbadan geometrik şekilleri çıkardı

Her çıkardığı şekil ile pek bir mutlu oldu

Renkli eva kağıtların üzerinde renklerine göre gruplandırdı
Zaten çok kolay bir oyundu, evokulunun ilk günlerinden sıkmayalım öğrenciyi diye bildiği derslerden başladık :))

Adeda kitaplarımızla çalıştık 
 Arabanın,bisikletin,evin eksik parçalarını bulduk

Hangisi denizde yaşar dedik,daire içine aldık
Akşam yorgunluğundan mı bilinmez 4 sayfadan fazlasını yapmıyor Etka, aslında çok seveceği sorular ama en fazla 4 sayfa...
Şimdilik, buna şükür diyelim ve devam edelim inşallah:)




2

Öğretmene İlk Hediye

Birkaç gündür dolabının üzerinde ki kum boya dosyasını alıp annem hadi bunu yapalım diyordu ama ahh anneciği fırsat bulup da bir türlü yaptıramamıştı kuzuya.
Dün akşam yaptık nihayet:)
Hangi renk kumu nereye dökeceğine karar verip etiketini çıkardı
Kumu sepelemeyi henüz denk getiremediği için tamamını döküp elimizle yaydık
İstediğini istediği renklerle boyadı, bu yüzden pembe ağaçlarımız var bizim, her ağaç yeşil olmak zorunda değildi zaten


- Kime yapalım bu resmi oğlum?
- Öetmenime yapalım anne, şüppiz olşun temammı :))

Temam oğlum, zamanında kendi annesi için değil de öğretmeni için resim yapıp annene getiren çok öğrencileri olmuştu,yani bi'gün bunun başıma geleceğini biliyordum ben zaten, sıkıntı yok:))
Üzerine de küçük bir sevgi notu yazdık, sabah resmi öetmenine hediye etti Etka'm:) Ben de öğrencilerimin annelerine söyleyip yazdırdıkları mektupları,yaptıkları resimleri hediye ettiklerinde çok mutlu olurdum, hala saklıyorum hepsini, eminim Etka'nın öğretmeni de mutlu olmuştur, yani umarım:) 

4

Her Güne Bir Etkinlik

Yeni dönemde okul hayatımızın başlamasıyla evde geçirdiğimiz süre de azaldı
Akşam eve geldikten sonra yemek telaşı vs çıkarırsak 2 saat bize kalıyor, 
Bu iki saatte ev okulu'muzda ki kadar yoğun olmasa da yine de hergün planlı oyunlar oynamaya devam edeceğiz.
Bu da bu hafta oynayacağımız oyunlar


Yaptıklarımızı instagramda etkaninannesi'nde de paylaşırım inşallah, şimdiden iyi bir hafta olsun :)
0

Dua, Vefanın Gereğidir...

Bu yaz İstanbul'dayken Bişkek uçağının vakti gelene kadar Fatih'e gittik Etkayla. 
Fatih Emniyetinin önünde bekleyen ; herbirinin dilinde dua, gözlerinde bir damla yaş varsa da, korkudan asla değil,Rablerine kurbiyetten kaynaklanan polis yakınlarını; 'ben evladımı fetih marşlarıyla büyüttüm,paralarla kasalarla oynamadı, Peygamber sevgisiyle, Hz.Ebubekirin, Hz. Ömerin, Kab bin Malik'in hayatını dinleyerek büyüdü' diyen annelerini;
'Bizim kimseden korkumuz yok, alnımız ak' diyen, 'Mazlumun yanında, Allah vardır' diyen  eşlerini görmeye gittik.

'Dua, vefanın gereğidir' biz de size dua ediyoruz demeye gittik...


İçimi ezen üzen yaşanılanlara, yazacak o kadar çok şey var ki aslında, ama, ben kendi doğrularımla anlatsam da  herkes anlamak istediği gibi okuyacak değil midir...

Nasıl ki 'karıştırılmadan, çaya atılan şeker tat vermiyorsa', şimdilerde yaşanılan sıkıntıları, karışıklıkları hatta karıştıranları da aynı ölçüde değerlendiriyoruz. Allaha iman ve itikadımız tam, yakın gelecekte, iyi ki de bugünlerden geçmişiz diyeceğiz inşallah...#Bugünlerdegeçecek #Allahvargamyok...

10

Soranlara Selam Olsun

Herkeslere Merhabalar :))
Biz döndük yine, gidip gidip geliyoruz , bi' ceee deyip tekrar kaçıyoruz değil mi :)
Her dönemin başında benzer yazılar yazmışım, enteresan:) Biz GeldikNerelerde miyiz? gibi...
Ama haklı sebeplerimiz var
Mesela  bütün düzenimizi Bişkek'te-evimizde bırakıp 2.5 ay kadar Türkiye'de, bi' orda bi' burda geçen tatil, en büyük sebep.
Geldikten sonra, 2.5 ay boyunca temizlik görmeyen evin eski haline getirilmesi ikinci sebep:)
Valizlerin yerleştirilmesi, küçülen kıyafetlerin ve giyilmeyecek olanların ayırılması,  yeniden bir düzen kurmaya çalışmak vs kısımlarını saymıyorum bile...
Hele ki bir de, kışın patates ve lahanadan başka sebzenin bulunmadığı memleketimizde karınca misali yapılan kış hazırlıkları, fasülyeler,domatesler, konserveler, turşular, reçeller var ki sormayın gitsin:)

Buarada, instagramla ilgilenmeye başladım son günlerde,  henüz çok aktif olmasam da öğreniyorum,  'etkaninannesi' yim beklerim:)

Etka demişken, bu yoğunlukta Etka ne mi yapıyor :)
Bahara Yolculuk setinde meslek öğreniyor :))
Filmin çekimleri Kırgızistan'da yapıldı, çok özel dostluklar kurduk ve çok güzel bir deneyim oldu bizim için
Ayrıntılarını ilgili bir yazıya havale edelim :)

Sözün özü,velhasılı, Türkiye'ye git-gel, düzenini kur, yeniden başla derken 3 aya yakındır yazamadık, bizi soran, merak eden, mail atan, mesaj yazan dostlarımıza 'selam olsun' der ve yeni dönemin ilk yazısını, işte tam burada noktalarım, sevgiler :)

4

Gazze


Lütfen bu kareye dikkatlice bakalım.
Çocukların bu kareleri görmemesi için fotoğrafı doğrudan koyamadım.İsteyen linke tıklayıp bakabilir.

Gazze hakkındaki kınamalar falan, bazen o kadar gündelik,yapay ve yapmacık geliyor ki.Kendilerine kahraman arayanlar ikbal uğruna bağırıp çağıranlardan, oturdukları yumuşak koltuklarda internet üzerindenkahramanlığa soyunanlardan ziyade dil,din,ırk ayırt etmeksizin cep telefonunun ışığıyla ameliyatlar yapmaya çalışan,ölen her bir çocuğu alnından öperek cennete uğurlayan Mads Gilbert gibi insanlara baksınlar.
Norveçli bir Prof. Doktormuş kendisi, 67 yaşında, hani bizim hastanelerde nadiren gördüklerimizden.Norveç gibi rahatı bizle kıyas edilemeyecek bir ülkeden yine bizim deyimimizle ipini eleyip ununu asması gerekenlerden.

Canlı canlı izlenen bu zulmün karşısında ne yapabilirimin doğrudan bir reçetesi yok, bu durumdan rahatsız olan her müslüman değil "her insanın" insaniyet namına kendine bir reçete yazması lazım.Bu reçeteyi kendi vicdanımıza yazarsak bence bu da büyük bir sorun, vicdan rahatlatan cinsten bir reçete değil, çözüme küçükte olsa katlı sağlayan bir reçete.
Seneler önce savaş fotoğrafçısı James Nachtwey'in bir söyleşisinde okumuştum, lütfen onun içinde bulunduğu ruh haline bürünerek okuyun.
***
Neden savaşı fotoğraflamak?

Tarihin başlangıcından bu yana var olan bir insan davranışına fotoğraf ile son vermek mümkün olabilir mi? Bu düşünce gülünç derecede anlamsız görünüyor. Fakat beni motive eden, işte bu biricik düşünce idi.

Bana göre fotoğrafın gücü insani hisleri ateşlemesinde yatıyor. Eğer savaş bir ‘insaniyeti yok sayma girişimi’ ise, fotoğraf savaşın zıttı olarak algılanabilir ve doğru kullanılırsa savaşın panzehiri içerisinde etkin bir karışım maddesi olarak kullanılabilir.

Eğer bir birey, dünyanın geri kalanına neler olup bittiğini ulaştırabilmek için kendisini savaşın ortasına atma riskini göze alıyorsa, bu kişinin bir açıdan barış için müzakere etmeye çalıştığı düşünülebilir. Belki de savaşın devamından sorumlu olan kişilerin etrafta fotoğrafçı olmasından hoşlanmıyor oluşlarının ardındaki neden budur.

Oradayken deneyimlediğiniz şey aşırı derecede doğrudan. Oradayken gördüğünüz şey, bir sonraki sayfasında rolex saat reklamları olan bir derginin bir sayfasında yer alan, on binlerce kilometre uzaktan gelen bir görüntü değil. Gördüğünüz şey ilaçsız bir acı, haksızlık ve çaresizlik.

Eğer insanlar yalnızca bir kereliğine bile olsa beyaz fosforun bir çocuğun yüzüne ne yaptığını, ya da tek bir merminin çarpması ile ortaya çıkan tarifsiz acıyı, ya da keskin bir şarapnelin bir kişinin bacağını nasıl da kopardığını orada olup görebilseler, eğer insanlar yalnızca bir kereliğine dahi olsa yaşanan acıyı, üzüntüyü orada olup görebilseler, olayların bu noktaya gelmesine izin verilmesine sebep olan hiçbir kazancın bırakın binlercesini, yalnızca bir insanın dahi bu acıyı yaşamasına değmeyeceğini anlayabilirlerdi.

Fakat herkes orada olamaz. İşte bu yüzden fotoğrafçılar oradalar; insanlara göstermek, uzanıp onları yakalamak ve yaptıkları şeye ara verip olan bitene ilgi göstermelerini sağlamak, genel medyanın yatıştırıcı etkilerinin arasından sıyrılıp meydana çıkacak kadar güçlü fotoğraflar yaratıp insanları sarsmak, protesto etmek ve bu protesonun gücü ile diğerlerini de protesto edecek noktaya getirmek için…
0

Ötesiz bir grilik.


Oğlumla sisli bir havada köyün tarlaları arasında yürüdüm bir sabah, ellerimizde birer çubuk bir o ota bir bu çiçeğe sataşarak.Sis yolu kaplıyor 15-20 metreden ötesi, ötesiz bir grilik.

Düşünüyorum hemen şimdi,şu anda Filistinde, Suriyede ve daha bilmem zulmün yüzünün aydınlanmadığı kaç yerde daha benim oğluma yaşıt çocuklar böylesi yollarda yürüyorlar.15-20 dakika ötesi gri, kim bilir, bir bomda düşer bulutlardan.
Ve sonra diyorum beni ve benim oğlumu ayıran nedir diğerlerinden, şans mı?, kader mi ?.
Aynı şeyler benim başıma gelse Aliya'dan öte ne sözüm olur bilemedim şimdi; Düşmanın sözlerinden çok dostun sessizliği mi acıtır acaba.
Allah böylesi kara günleri hiçbir çocuğa, eşe, ana, babaya yaşatmasın.Millet, din, dil, ırk ne fark eder.Bir acı en iyi hangi dilde anlatılır ki, yada hangi ırk en iyi anlar.

Hatırlayamadım şimdi birisi diyordu; insan gerçekliğini acılar ve ızdıraplarla tanımlıyor, bu cümleyi üstadın bir sözüyle bitireyim, şuur uçurumlarda uyanıyor, düşünmek ise buhranların çocuğu.
Ve açıkcası uçurumun dibinde durup, boşluktan yükselen rüzgarı yüzümde hissetmedikçe kavrayamıyorum bazı meseleleri, bahaneler kaf dağı gibi.

Fotoğraf Memleketten

Teşekkürler

.
Etkaca