Pages - Menu

30 Ekim 2015 Cuma

Farklı Düşünebilen Öğretmenlere...

Öğretmenlik yıllarım ikiye ayrılıyor benim. Anne olduktan önce - Anne olduktan sonra:)
Göreve ilk başladığım yıllarda velilerim 'Hocam anne olunca anlarsınız' derlerdi. Çok kızardım. Ne demek yani anne değilsek de anne kadar yakın hissediyoruz öğrencilerimizi derdim. Ama haklılarmış:)
Duyulan sevgiden şevkatten öte annellikten sonra daha bilinçli olunuyormuş.
Etka'dan sonra, Montessori eğitimi ve diğer alternatif eğitim metodlarını daha detaylı incelemeye başladığım, bir kaçını uygulamaya çalıştığım dönem içinde, yeniden öğretmenliğe başladığımda, ilk yıllarımda ki planlarla bunlar arasında ne kadar fark olduğunu farkettim.
Anaokulu eğitimi, amaçlı oyunlar oyandığı zaman kıymetli. Yoksa vakit geçirilen bir yer olmaktan öteye gidemez maalesef. Çocuklar için en kıymetli altın yıllar boşa gitmemeli. 
Şimdi, kimi seneye kimi de bir kaç yıl sonra öğretmen olacak öğrencilerime hep bu tavsiyeleri veriyorum. Oynattığınız her bir oyun bir şey amaçlasın, hiçbirşey olmuyorsa öğrencinizin fiziksel gelişimine destek versin. ve siz bunların farkında olun, aileleri bilgilendirin. Neyi neden yaptırdığınızı çok iyi bilin. Gelişimin her aşamasına destek verin diyorum. 
Okul hayatımda hatırladığım sadece deve- cüce, gece- gündüz oyunlarıydı. ha bir de kolları bağlayıp çiçek olmak:)
Öğrencilerime soruyorum , onlarda aynı. Peki bu oyunlarla ne amaçlamış olabilir bizim öğretmenlerimiz diye soruyorum. Mantıklı cevaplar veremiyoruz maalesef. İşte oturup kalkıyoduk hocam diyorlar hatta:))
Bilgisayarı temizlerken denk geldim bunlara. Diğerleri de kimbilir hangi klasörde. Buldukça burayada kaydedeceğim:)
Mesleğe yeni başlamış  ve anne olmayan tüm öğretmen arkadaşlarıma fikir versin..
Gelecek nesillerin farkı, 'Farklı Düşünebilen Öğretmenler' sayesinde olacak...






  




27 Ekim 2015 Salı

Güzel Günler Gelecek...

Etka'm 
Boşver sen Dünyayı..
Aldırma...
Oyununa bak...
Güzel günler gelecek...
Sizler bahar çiçekleri kokan sabahlara uyanacaksınız...
Birileri yorulacak, ezilecek, üzülecek belki ama gözlerinizdeki o ışığa o gülüşe değecek...
İnan bak değecek, biz inanıyoruz, sen de inan,siz de inanın...

Ama şimdilik kendi dünyanda yaşa be Oğulcuk
Mutluluk şarkıları söyleneceği güne kadar çıkma ordan

Tek derdin arabalarını doğru numaralı yere parkedebilmek olsun 

Karşılaşacağın en büyük zorluk rampa çıkarken benzini biten 10 numaran olsun

Bir başkası hemen koşsun yardımına senin dünyanda

Polisler haklı olanı savunsun, Hakkın yanında dursun...

Ve, olmadık yerlerde yeşersin ağaçların, umutlar gibi...

26 Ekim 2015 Pazartesi

Gelecek Zamanlara # 3

Ah be Oğulcuğum,
Her 'an'ını, her 'anı'nı biriktirebilmek düşüncesiyle başlamıştık Etkaca'ya...
Sonu gülücükle bitsin istedik her bir cümle.
Bazılarına üç noktalar koyduk, anlamları sen tamamla diye...
Ama öyle günlerden geçiyoruz ki, ne sonuna gülücük konulabilir hissedilenlere, ne de üç nokta
Ünlemler var şimdilerde, sorular, soru işaretleri var.
Ne yapalım, yaz(a)madık..
Hissettik sadece...
Ama yine de yazmalı, inadına yazmalı
 Hatta, inandığını inadına yaşamalı, doya doya
İnadına bağlanmalı, daha bi' sımsıkı
Daha bi' başka hissedilmeli...
Elbet birgün geçecek hepsi
Evet, Allah Var Gam Yok!
Umut var, hiç solmayan sönmeyen umudumuz var..

Sözün özü Etka'm
Bu yazıyı okuyorken sen
Yani, o gelecek zamanlarda
Yani, bugünden belki 10 yıl sonra
Her bir anı doya doya yasayabildiğin, 
Yaşadığını hissettiğin, 
Anlamı anlayabilmenin peşine düştüğün o güzel günlerde...
Yine dön yüzünü güneşe..
Aç kollarını..
Kaldır ellerini göğe..
Ve sar sarmala dünyayı olduğu gibi
Yargılamadan, sormadan soruşturmadan...
Oku Can Oğlum...
Okuduklarında bul...

Ve bulduklarında yeniden doğ...
Biiznillah...